Öyle bir şey yok tabi ki, dikkat çekmeye çalışmıştım, şu an bu yazıyı okumaya başlamışsan arkadaş, kısmen başarmışım demektir :D
Bak ne dicem biliyor musun? Diye vır vırı yapmayayım tamam.
Tuğlası düşmüş bir duvar. Eksik parçasıyla ayakta. Görünüş sakat ama temel sağlam hala. İlk bakışta eksik tuğlası ile göz dolduran bu duvar, üzerine düşünüldüğünde yıkık parçalarına rağmen sürdürdüğü varlığını;
İnsanların üzerine kondurduğu anlamlarla,
yazılarla,
-sloganlarla belki de-,
yorulunca yaslanılan bir omuz misali duruşlarında,
bir fotograf için oluşturduğu fonda,
belki önünden geçilen onca adımda,
dibine atılan atıklarda karıştırıyor hayatın içine.
Bi şekilde var, fark edilse de edilmese de.
Ne alaka şimdi bu duvar mevzusu derseniz, pek alakası yok hakkaten. Nerden girdim bu konuya bilmiyorum. Ama yıkılmayan duvarlara özenmişimdir hep, yıkık duranların da o çekici dokusuna. Bi de kafadaki duvarlar var, nereye çarpsan bi nane olmaz ondan. Yıkılmazları vardır. Havalıdır ama anca kendine. Bu kafaları kırasım var.
Dünyayı gezesim var benim sonra. Turist duvarlara bakasım, önünde durup dinlenesim var. Gölgesini sömüresim, içindeki yaşanmışlıkları düşünesim var. Çok gidesim var bu günlerde, uzaklarda yeni duvarlar öresim var. Var oğlu var, haha. Bu kadar :)
Merhaba :) sana bir başka blogda rastladım :) Yazıların çok samimi :) Bu arada seni takip ettim :) Benim de bir bloğum var ziyaret edip takip edersen sevinirim :)
YanıtlaSil