28 Şubat 2011 Pazartesi


Ah o şarkılar yok mu… O her şarkı,geçmişi yaşatıyor.Hem de o anlara ait duygularıyla,hüznüyle,birikmişlikleriyle.Unuttuklarının üzerindeki tozları elinle silip,o puslu görüntüleri hatırlıyorsun.Sesleri duyuyorsun. Ve melankoliyi özlüyorsun,o an bunu hissederken bile.
Zaman geçmiş,koca bir zaman, o boşluğu nasıl doldurduğuna şaşırıyorsun.Nasıl hızla üst üste birikmiş onca şey ve birbirinin ağırlığına direnirken,ezildiklerini fark etmemişsin bile. Ya da hissetmişsin ama yüzünü çevirmişsin.Çünkü güçsüz olan ezilir.
Sen kim oldun, ne kadar oldun?
Büyümek böyle bir şey mi?
Aslında hep aynı kaldığını fark etmek mi büyümek?
Ya da daha farklı olacakmış gibi gelen yaşının aslında sadece sayısının değiştiğini ama senin böyle hissetmediğini far etmek mi büyümek?
Yoksa büyümek ,aslında hiç büyümemiş olmak mı?
Belki de çocuksu hislerinin,hırpalanmış ve susturulmuş yanıdır.Sen koca bir kaya parçası olmalısın ve zaman seni daha da katılaştırmalı,sen de insanları katılaştırmalısın bilerek ya da bilmeyerek. Çünkü hayat sana yalanlar söyledi,sen de bu yalanı sürdürmelisin.
Aklıma kötü kötü şeyler geliyor,gelmesin di mi? Tamam sustum.
Sakin gece,sessiz çığlıklar olsun dünyaya. Biraz da o sussun!
özlem.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder