28 Şubat 2011 Pazartesi

Küçük kalbin,büyük aşk'ı..


Bugün,buruk tuhaf hislerle dolu bir gün.Aşk’ın dağıttığı insanoğulları vs..Bir de şeyler de ,bazı zamanlar birbirine bu kadar mı denk gelir arkadaş!
Okulda iki öğrencim geldi bugün yanıma,bir dertleri varmış..Prens prensese hediyeler alıp mektuplar yazıyormuş..Ama prenses çok sıkılmış,bunalmış bu durumdan,çünkü prens gibi aşık degilmiş ona..Prens e sordum:”Ne olmasını isterdin,neden yapıyorsun bunları?” ,küçük prens kocaman kara gözlerini gözlerime dikti,biraz sulanmıştı,biraz da kızarmış,o hüzünlü bakışıyla şöyle dedi :” öğretmenim,ben ona birinci sınıftan beri aşığım ama hiç söyleyemedim..” yutkundu,gözlerini kaçırdı.Sonra ” sadece beni sevmesini isterdim..” dedi,o minik masum kalbiyle..Gözlerim doldu,ne söyleyecegimi bilemedim,o kadar üzüldüm ki,sadece sarıldım o minicik prens e uzun uzun…
Bugün bu yıkıntılı hisler peşimi bırakmadı,uzun zamandır izlemeyi beklediğim “incir reçeli”adlı filmi izlemek için okul çıkışı sinema yolunu tuttum..Yalnızken daha rahat aglayabiliyorum(resmen hazırlamışım kendimi :p),film beni bi acayip yaptı,zaten hisliydim bugün.Aşk ın beklentisiz,sadece o insanın varlığını sevmek olduğunu, dokunmanın ne kadar güzel-özel ve değerli olduğunu hatırladım. O minik ayrıntıların ne kadar özel olduğunu, fedakarlığın büyüklüğünü ve artık çevremizde kalmadığını..Harcandığımızı,harcadığımızı hatırladım..Kötüydü,bi acayipti..Bugün yürüyüşüm kendime doğruydu,bir sürü şey yazmak istiyorum ama neyi anlatacağımı bilmiyorum açıkçası. Sadece o masumiyeti özlüyorum, o dupduru hisleri..İz bırakmak istiyorum şu hayatta..En önemlisi bu..
Böyle işte,daha yazardım da..Cümle sonlarıma uzun noktalar da koyardım…Ama fazla kurcalamamak iyidir.Di mi?
:)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder